İman edip salih amellerde bulunanları müjdele. Gerçekten onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır. Kendilerine rızık olarak bu ürünlerden her yedirildiğinde: "Bu daha önce de rızıklandığımızdır" derler. Bu, onlara, (dünyadakine) benzer olarak sunulmuştur. Orada, onlar için tertemiz eşler vardır ve onlar orada süresiz kalacaklardır. (Bakara Suresi 25)

SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (1. Bölüm)

SAYIN ADNAN OKTAR ANLATIYOR: CENNET (2. Bölüm)

Giriş

Hayatta en fazla neyi istersiniz? Güzel bir ev, gösterişli elbiseler, zenginlik, bolluk, ihtişam... Peki size, dilediğiniz herşeyin anında ve sonsuza kadar sağlanacağı bir mekanın varlığı haber verilse, bunu nasıl karşılardınız? Elbette, büyük bir heyecana kapılır ve hemen bu kusursuz mekanı görmek isterdiniz. Böyle bir mekanda yaşamaya kuşkusuz hiçbir insanın, hiçbir şekilde itirazı olmazdı.

Şimdi bir düşünün. Şimdiye kadar size, güzelliklerin ayaklarınızın altına serileceği, sayısız nimet ve bollukla karşılaşacağınız bir mekanın varlığından hiç bahsedilmedi mi? Kuşkusuz ki bahsedildi. Aslında size ve sizin gibi tüm insanlara tüm istediklerini hazır bulacakları bir yaşamın, "cennet yaşamının" varlığı mutlaka haber verilmiştir. Yeryüzündeki her insan, ölümünden sonra ahiret yaşamında sonsuz bir cennetin var olduğu bilgisine sahiptir. Cennete girmeye layık görülen her insan, nefsinin istediği herşeyi hazır bulacağı, mükafat ve nimetlerle karşılanacağı, sonsuza kadar güzellikle muhatap olacağı eşsiz bir mekanda yaşayacaktır. Dünyada yaşadığı sınırlı süre ise, bu güzelliklere kavuşabilmesi için kendisine verilmişbir fırsattır. Allah, dünya hayatındaki imtihanın gereklerini yerine getiren salih kullarına, bu güzel yurdu vaat etmiştir.

O halde insanları, cennet müjdesiyle sevince kapılmaktan alıkoyan, cennete özlem duymalarını ve ona kavuşmak için çaba harcamalarını engelleyen sebep ne olabilir? İnsanlar, acaba neden kendilerine karşılıksız nimetler ve güzellikler verileceğini bile bile, cennet için bir hazırlık yapmazlar? Kuşkusuz bunun en önemli nedeni, insanların bir kısmının cennetin varlığına kesin olarak inanmamaları, bir kısmının da bundan büyük bir şüphe içinde olmalarıdır. İnsanların inançsız veya şüpheci olmalarının kuşkusuz çeşitli sebepleri olabilir. Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken, bu şüphenin kimi zaman bilgi eksikliğinden kaynaklanmasıdır.

Bu bilgi eksikliğinin giderilmesi için başvurulacak yegane kaynak ise Kuran'dır.

Allah, Kuran'da insanlara eşsiz ve sınırsız güzellikleri ile muhteşem bir cennet yaşamı tarif etmiştir. Bu güzelliklerin sınırını bilmeyen, tarif edilen detayların farkında olmayan bir kimsenin, cenneti ve oradaki yaşamı gözünde canlandırması zor olabilir.

Bu sitemiz ile amaçlanan, Allah'ın insanlara sunmuş olduğu ve büyük bir nimet olarak Kitabında anlattığı cenneti, insanlara tanıtmak, sahip olduğu güzelliklerden herkesi haberdar etmektir. Cennetin, ahirette insanlar için hazırlanmış iki yaşamdan bir tanesi olduğunu bildirmek ve orada insana, şu anki düşünce sınırlarını aşacak derece güzel olan herşeyin verileceğini belirtmektir. Cennetin, cahilce inanışların aksine, tüm nimetlerin kusursuzca var edildiği bir mekan olduğunu haber vermek ve insanlara orada "nefislerinin istediği", "arzu ettikleri" herşeyin sunulacağını göstermektir. Cennette, tüm eksikliklerden, acizliklerden uzak olacaklarını, sıkıntı ve hüznü tadmayacaklarını, asla pişmanlık duymayacaklarını bildirmektir. Cennette, şu ana kadar görülmüş, bilinmişher türlü güzelliğin ve nimetin çok daha üstününün var olduğunu, ayrıca Allah'tan bir ikram olarak henüz tanınmamış, görülmemiş nimetlerin de orada hazır bulundurulduğunu ve bunların yalnızca Allah'ın kendilerinden hoşnut olduğu insanlara sunulmakta olduğunu haber vermektir.

Bu sitede cennetle ilgili tüm bilgiler Kuran ayetlerinden yola çıkılarak tarif edilmektedir. Dolayısıyla sizler de bu bilgileri okuyup, cennet mekanını gözünüzde canlandırmaya çalışırken, anlatılanların tümünün gerçek olduğunu unutmamalısınız. Bütün bu bilgiler doğrultusunda sizleri bekleyen asıl yurdun kusursuzluğunu düşünmeli ve oraya layık olabilmek için çaba içinde olmalısınız. Allah'ın tüm bunları sizlere karşılıksız olarak vereceğini ve tüm bu nimetlere sonsuza kadar sahip olabileceğinizi unutmamalısınız. Tüm bunların yanında, eğer sonsuz güzelliği tercih etmezseniz, tek seçeneğinizin sonsuz azap dolu cehennem olacağını ve cennettekilerin refah dolu yaşamlarını izlerken orada sonsuza kadar sıkıntı, hüzün, azap ve pişmanlık yaşanacağını mutlaka düşünmelisiniz.

cennet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cennet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Nis 2010

Belgesel : Resulullah (sav)'in Dilinden Cennet 2

Belgesel : Resulullah (sav)'in Dilinden Cennet 1

Cennette Müminlere Sunulan Sonsuz Yaşam Nasıl Olacak?

Cennette Müminlere Sunulan Sonsuz Yaşam Nasıl Olacak?Gerçekte cennet nasıl bir yerdir?

Orada yaşlanma, sıkılma veya kirlenme var mıdır?

Cennette müminleri nasıl bir hayat beklemektedir?

Cennet denilince akla kavram olarak “muhteşem güzellikte bir yer” gelir. Nitekim “cennet gibi” tanımlaması da herhangi bir şeye duyulan büyük beğeniyi tarif etmek için kullanılır. Ancak bazı insanlar cennetin, yeşil kırlar, çadırlar, akan şelaleler ya da akarsulardan ibaret, insanların mutlulukla gülümsedikleri sessiz bir ortam olduğunu düşünürler ve bu düşüncelerinde de kısmen haklıdırlar. Fakat cennetteki güzellikler bunlardan ibaret değildir.

Sonsuz güzellikler yurdu olan cennet hakkında toplumda yerleşmiş bazı yanlış düşünceler olabilir. Cenneti Kuran’daki tarifiyle düşünmeyen biri cennetin sadece akan sulardan, yeşilliklerden, sakin, sessiz bir ortamdan ibaret olduğunu zannedebilir. Oysa Kuran’da bize cennetin hayallerimizin çok ötesinde sonsuz güzellikte bir yer olduğu haber verilmektedir. Buna göre ihtişamın, zenginliğin, güzelliğin, teknolojinin, sağlığın ve daha birçok nimetin en fazlası, hatta sonsuz olanı Allah’ın izniyle cennette olacaktır. Ayette bildirildiği gibi “... Eni göklerle yer kadar olan..” (Al-i İmran Suresi, 133) cennet dünyadakine benzer, yeri, göğü hatta hadislerde ifade edildiği gibi sokakları, çarşı, pazarları ve normal bir hayat akışı olan, ama dünyadan farklı olarak en kusursuz şekilde yaratılmış gerçek bir yerdir. (En doğrusunu Allah bilir).

İşte Yüce Rabbimiz’in Kuran ayetlerinde detaylı olarak haber verdiği cennet nimetlerinden bazıları:

Cennetteki Muhteşem Şehirler

Dünyadaki güzellikler dünya şartlarında ne kadar mükemmel olurlarsa olsunlar, yine de bu güzelliklerin kaçınılmaz olarak pek çok kusurları bulunur. Dolayısıyla dünyadaki en güzel şehir bile son derece estetik ve ihtişamlı olan cennet şehirlerinin yanında son derece gösterişsiz kalır. Yüce Allah’ın "Her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün" (İnsan Suresi, 20) ayetiyle bildirdiği bu mekanlar değerli taşlarla bezenmiş köşkler, saraylar ve yeşilliklerin yanısıra, çiçeklerle donatılmış güzel kokulu bahçeler, arklar ve ırmaklar biçiminde sularla süslenmiş son derece güzel şehirlerden oluşur. Bu gerçeği Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle ifade etmiştir:

“Cennette altından bir direk ve üzerinde zebercedden (zümrüt cinsinden parlak, yeşil, kıymetli bir taş) şehirler vardır ki, onlar cennete yıldızlar gibi ışık verirler...” [Ramuz el-Ehadis-1, s. 125/6]

Cennetteki Bolluk ve Bereket

Yiyecekler

Cennette acıkma, susama gibi dünyaya dair acizlikler olmadığı için buradaki yiyecekler, Yüce Allah'tan bir nimet ve ikram olarak zevk için yaratılmıştır. Burada sarhoş etmeyen içkiler, nefislerin hoşuna gidecek, canların istediği, haz veren, son derece bol ve çeşitli lezzetli yiyecekler vardır. Yüce Allah dünyada da makbul yiyecekler arasında olan etin ve meyvenin cennette bol bol sunulduğunu, hatta çok ender bulunan kuş etinin bile cennette bulunduğunu şöyle haber verir:

“Arzulayıp-seçecekleri meyveler, Canlarının çektiği kuş eti.” (Vakıa Suresi, 20-21)

Üstelik Yüce Allah’tan bir lütuf olarak herkes bu yiyecekleri hiç rahatsız olmadan, kilo almadan yiyebilecektir.

Giyeceklerin Güzelliği ve Çeşitliliği:

Yüce Allah’ın “Onların üzerinde hafif ipek ve ağır işlenmiş atlastan yeşil elbiseler vardır...” (İnsan Suresi, 21) ayetiyle dikkat çektiği gibi, cennet ehlinin giyecekleri de en rahat edecekleri şekilde atlas ve ipek gibi en kaliteli kumaşlardan çeşitli renk ve güzellikte her insanın bu yöndeki zevkine hitap edecek biçimdedir. Üstelik bu kıyafetlerin solması, kırışması, kirlenmesi, eskimesi söz konusu olmadığı gibi, kumaşlarının dokunması, dikilmesi veya çarşıdan gidip satın alınması gibi aşamalar da söz konusu değildir. Cennette Yüce Allah'tan bir nimet olarak her şey, her zaman en mükemmel şekliyle hazırdır. Peygamber Efendimiz (sav)'in cennet giysilerinin bu özelliklerine dikkat çektiği bir hadisi şöyledir:

“... Onların içinde herhangi bir şeyi eksik olan kimse yok ki karşılaştığının üzerinde gördüğü süs elbiselerinden dolayı rahatsız olsun. Sözünün sonu gelmeden üzerinde daha güzel bir kıyafet bürünür...” [Tezkireti'l Kurtubi, s. 325-326/563]

Değerli Taşların ve Ziynetin Bolluğu:

Yüce Allah, Kuran'da "Özenle işlenmiş mücevher tahtlar üzerindedirler." (Vakıa Suresi, 15) ve "Adn Cennetleri (onlarındır); oraya girerler, orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler..." (Fatır Suresi, 33) ayetleriyle cennette çeşitli mücevher ve kıymetli taşların bolluğunu haber verir.

Cennet nimeti olarak inciden bahsedilen hadislerden biri şöyledir:

“Cennetliklerin başlarında taçlar vardır. Taçtaki tek inci, meşrık (Doğu) ile mağrib (Batı) arasını aydınlatır.” [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 451/6]

Dünyada elde etmek için çok fazla zaman, emek ve harcama gerektiren bu değerli olan ve taş ahirette bol miktarlarda bulunacaktır. Oldukça değerli, ender bulunan bir güzelliğin bol olması, kuşkusuz insanın ruhunda farklı bir heyecan oluşturacaktır.

Bedenin Görünümü

Sonsuz Güzellik ve Gençlik

Dünya şartlarında cildin gerginliği, duruluğu çok kısa bir dönem sürer. Küçük yaşlardaki cilt pürüzsüzlüğü ve güzelliği yaş ilerledikçe birtakım cilt problemleri, yıpranma ve kırışmayla bozulmaya uğrar. Dolayısıyla güzellik ve gençlik, dünya şartlarında kalıcı değildir. Ancak Yüce Allah, razı olduğu kullarına cennette bu güzelliklerin kusursuzunu ve sonsuz olanını vaat eder. Rabbimiz'in Kuran'da; "Çevrelerinde (gençlikleri ve dinçlikleri) ebedi kılınmış civanlar dolaşır-durur; sen onları gördüğün zaman saçılmış birer inci sanırsın. (İnsan Suresi, 19) ayetiyle bildirdiği bu gerçek, Peygamber Efendimiz (sav)’in bir hadisinde şöyle tarif edilir:

Cennet ehli cennete, otuz ya da otuz üç yaşında sakalsız, kılsız ve gözleri sürmeli olarak girecekler. [Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 411/10109]

İstendiği Gibi Suret Değiştirebilme:

Dilediği zaman dilediği surette, birbirinden çok farklı güzel görünümlere sahip olabilmek, pek çok kimsenin dünyada hayalini kurduğu bir konudur. İşte dünyada tek çeşit güzellikten duyulan monotonluk hissinin cennette olmaması, güzelliğin kişinin istediği kadar, istediği şekilde değişebilmesi de insan ruhuna zevk verecek ayrı bir nimettir. Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde cennette tek bir bedene bağlı kalınmayacağını şöyle ifade etmektedir:

“Şüphesiz ki cennette bir çarşı vardır. Fakat orada hiçbir şeyi satın almak ve hiçbir şeyi satmak yoktur. Ancak erkek ve kadınların suret ve şekilleri vardır. Binaenaleyh orada hangi kılığı istediğinde ona girecektir.” [Tezkireti'l Kurtubi, s. 326/564]

Estetik ve Muhteşem Manzaralar

İnsanın ruhu estetikten, simetriden, güzellikten, temizlikten, düzenden, renk uyumundan kısacası mükemmellikten zevk alacak şekilde yaratılmıştır.

“Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.” (Al-i İmran Suresi, 133) ayetinde bildirildiği gibi cennet, insan ruhunun zevk alacağı geniş ve ferah mekânlardan oluşur. Yüce Allah’ın yaratma sanatındaki muhteşem estetiğin en güzeliyle sunulduğu cennette solmadan, kurumadan, yaprakları dökülmeden duran ihtişamlı ağaçlar, cennete has özellikleriyle yaratılmış her biri tertemiz, lezzet ve rahatlık veren baldan, sütten (Muhammed Suresi, 15) ve sudan oluşan ırmaklar, farklı renkler, hiç duymadığımız güzellikte müzikler, ağır işlenmiş örtüler ve giysiler (Duhan Suresi, 53) vardır.

Cennette Gündüzün Esas Olması

Gece, dünya hayatında insanlar için bir dinlenme vakti olarak yaratılmıştır. Cennette uykuya ve dinlenmeye ihtiyaç kalmayacağı ve gecenin karanlığına da ihtiyaç duyulmayacağı için Yüce Allah cennette esas olarak gündüzü var etmiştir. Cennette gecenin olmadığı hadislerde şöyle bildirilir:

Cennette gece yoktur. O, ışık ve nurdan ibarettir... [Ramuz el-Ehadis-2, s. 366/4]

Cennette gündüzün sürekli olduğuna pek çok Kuran ayetinde (Yasin Suresi, 56, Nisa Suresi, 57, Rad Suresi, 35, Mürselat Suresi, 41) gölgeliklerden söz edilmesi ile de işaret edilir. Çünkü gölge ancak ışıklı ortamlarda oluşur.

İkliminin Ilık Olması

Kuran'ın, “Orada tahtlar üzerinde yaslanıp-dayanmışlardır. Orada ne (yakıcı) bir güneş ve ne de dondurucu bir soğuk görürler.” (İnsan Suresi, 13) ayetiyle cennetin ikliminin tam insanların hoşlanacağı sıcaklıkta ılık bir özellikte olduğu belirtilir. Bu nedenle özel bir ısınma ya da serinleme sistemine de ihtiyaç duyulmayacaktır.

Cennetteki Huzur Ortamı

Cennette Güvenlik ve Esenlik Olması

Dünya hayatını düşündüğümüzde aklımıza öncelikle pek çok konuda yaşanan sorunlar gelir. Trafik, sağlık, ulaşım, hava kirliliği, alt yapı, su, elektrik, telefon, güvenlik gibi daha pek çok konu insanların ömürleri boyunca uğraştıkları sorunlara dönüşmüştür. Hatta insanların daha rahat, daha düzenli bir hayat sürmelerini sağlamak ve bu sorunları gidermek için birçok meslek dalı ortaya çıkmıştır.

Cennetin en önemli özelliklerinden biri ise, dünya hayatının tüm olumsuzluklarını cennette ortadan kaldıran Yüce Allah’ın “Selam” (güvenlik, esenlik veren) isminin en güzel şekliyle tecelli etmesidir. Cennette dünyadaki imtihan ortamı ortadan kalktığı için, bu saydığımız sorunların hiçbiri yaşanmaz; hastalık, kaza ve tehlike gibi olumsuz, insanı korku ve sıkıntıya iten durumlar olmaz. Cennette Allah’tan bir rahmet olarak sürekli bir sağlık, huzur ve güven ortamı hakimdir.

Bazı kişilerin hayalindeki cennet bulutların içinde, bir sis perdesinin ardında, beyaz rengin hakim olduğu, aydınlık fakat puslu bir rüyalar alemidir. Ancak bu tamamen yanlış bir cennet anlayışıdır. Çünkü Yüce Allah’ın Kuran'da inanan kullarına vaat ettiği ve Peygamber Efendimiz (sav)'in hadislerinde bildirdiği cennet, insan aklının kavramakta zorlanacağı kadar olağanüstü güzellikte ve gerçek bir hayattır.

Gönüllerin İstediği Her Şeyin Olması

Hepimizin dünyada isteyip de vakit ayıramamaktan, risk taşımasından, teknik ya da maddi imkansızlıklardan ötürü yapamadığımız pek çok şey vardır. Oysa Kuran ayetleri ve hadislerden anladığımız kadarıyla cennette, Allah'ın dilemesi ile nefsin arzuladığı her şeyin mümkün olacağı bildirilmektedir. Örneğin dünyada portakal düşününce beynimizde portakalın tadı, görüntüsü, rengi, şekli hemen oluşur, ama hayal olarak kalır. Cennette ise istekler bizim dünyadaki ufkumuzla, hayal gücümüzle sınırlı değildir. Cennette portakal istediğimizde, bu meyve en güzel haliyle hemen yanımızda beliriverir. Burada hayal edilen herşey hemen gerçek olur. Kuran'da Yüce Allah "... Orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var...” (Zuhruf Suresi, 71) ayetiyle bu gerçeği kullarına müjdelemiştir. Bu konuda hadislerde verilen örneklerden biri ise şöyledir:

“Bir adam Resulullah aleyhissalatu vesselam'a: "Cennette at var mı?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam da: "Allah Teala Hazretleri seni cennete koyduğu takdirde, kızıl yakuttan bir at üzerinde orada dolaşmak isteyecek olsan, o seni istediğin her yere uçuracaktır" buyurdular.” [(Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 431/14]

Çilek pek çok kişinin severek yediği, kokusundan ve lezzetinden çok hoşlandığı bir meyvedir. Fakat tüm güzelliğine rağmen çok yendiği takdirde kimi bünyelerde alerjik tepkilere yol açabilir. Bu, dünya hayatına has bir eksikliktir. Dolayısıyla insanlar bir şeyler yerken aslında pek çok eksikliğin, zorluğun da üstesinden gelmeye çalışırlar. Dünya hayatına mahsus olarak yiyeceklerin hepsi belli bir kusur ile yaratılarak insanların bu nimetlerin asıllarına özlem duymalarına sebep olur. Cennetteki yiyecek ve meyveler ise cennet ehlinin önüne kusursuz ve zahmetsiz olarak gelirler.

Güzel Ahlak

Cennetin en önemli özelliklerinden biri de dünyada sabırlı, itidalli, akıllı, makul, dengeli, affedici, şefkatli, sevgi dolu olan müminlerin Allah’ın izniyle cennette tüm eksikliklerden ve hatalardan arınarak kusursuz bir ahlaka sahip olmalarıdır. Yüce Allah Kuran'da cennetine layık gördüğü mümin kulları için, "Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar." (Hicr Suresi, 47) buyurarak, cennet ehlinin güzel ahlakını haber verir. Peygamber Efendimiz (sav) ise müminlerin huylarının güzelliğine şöyle dikkat çekmiştir:

“Ben, cennet bahçelerinde, cennetin üstünde ve cennetin alt tarafında birer köşke şu kimse için kefilim ki, o haklı olduğu halde mücadeleyi terk eder, şaka için de olsa, yalanı söylemez ve insanlar(a örnek olması) için ahlakını güzelleştirir.” [Ramuz el-Ehadis-1, s. 152/6]

Cehennemden Uzaklaştırılmış Olmanın Sevinci:

Cennette de Yüce Allah, istedikleri takdirde cennet ehline, cehennemdekilerin durumunu göstererek, onların cennetten aldıkları zevki ve cehennemden uzaklaştırılmış oldukları için duydukları şükrü artırabilir. (En doğrusunu Allah bilir.) Nitekim cennet ehlinin cehennem azabından Allah'ın rahmetiyle kurtulmuş olmalarından duydukları sevinç bir hadiste şöyle haber verilir:

“Cennet ehlinden herkes cehennemdeki yerini görür de "Ya Allah bana hidayet vermeseydi?" der ve bu ona şükür olur...” [Ramuz el-Ehadis-2, s. 342/1]

Cennetteki En Büyük Mükâfat: Rabbimiz’in Yüce Zatı'nın Tecellisini Görebilmek

Üzüntü, Sıkıntı Gibi Olumsuzlukların Olmaması:

Cennet halkı Yüce Allah'ın rahmetiyle, sonsuza kadar üzüntü, sıkıntı, endişe gibi duygulardan uzak yaşayacaklardır. Rabbimiz Kuran'da müminlerin bu huzurlu ruh hallerini şöyle bildirmektedir:

Derler ki: "Bizden hüznü giderip yok eden Allah'a hamdolsun; şüphesiz Rabbimiz, gerçekten bağışlayandır, şükrü kabul edendir." (Fatır Suresi, 34)

Peygamber Efendimiz (sav) de müminlere cennetteki bu nimeti şöyle müjdelemiştir:

“... Her kaygının da arkası kesilecektir. Cehennem ehlinin kaygısı müstesna...” [Ramuz el-Ehadis-2, s. 342/15]

Yüce Allah’ın kendilerinden razı olduğu cennet halkı, sınırsız nimetler ve huzur içinde en güzel hayatla sonsuza dek yaşayacaklardır. Çünkü cennet halkı yani müminler dünyada sahip oldukları tüm imkânları ve mallarını Yüce Allah'a yakınlaşabilmek ve O'nun rızasını kazanabilmek için ortaya koymuş, tüm hayatlarını O'na adamışlardır. Cennette ise hayatlarının bu amacına ulaşmanın tarifsiz mutluluğunu yaşarlar. Bir ayette Allah'ın hoşnutluğunu kazanmanın ne kadar büyük bir nimet olduğu şöyle haber verilir:

“Rableri Katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altından ırmaklar akan Adn Cennetleridir. Allah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan razı (hoşnut, memnun) kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden 'içi titreyerek korku duyan kimse' içindir.” (Beyyine Suresi, 8)

Ancak cennete girecek müminleri burada bekleyen güzellikler sadece Yüce Allah’ın rızası ve nimetleri ile sınırlı değildir. Müminler her şeyin üzerinde bir mutluluk ve heyecanı, “Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır).” (Yasin Suresi, 58) ayetiyle bildirildiği üzere Rabbimiz’den kendilerine ulaştırılan “sözlü bir selam” ile yaşarlar.

Peygamber Efendimiz (sav) pek çok hadisinde, müminleri hayatları boyunca sahip olabilecekleri en büyük mutluluk ile müjdelemektedir: Yüce Allah'tan bir lütuf olarak O'nun Zatı'nın bir tecellisini görebilmek:

“Cennet ehli cennete girdiği zaman, Allah Tebareke ve Teala şöyle buyuracak: "Size ilave olarak yapmamı istediğiniz başka bir şey var mıdır?""Sen bizim yüzlerimizi bembeyaz yapmadın mı? Cehennemden kurtarıp bizi cennete sokmadın mı; (Bundan daha iyi ve fazla ne olabilir ki?)" diyecekler. Bunun üzerine perde kaldırılacak, kendilerine Rableri Tealayı görmekten daha sevimli bir şey verilmediğini anlayacaklar.” [Büyük Hadis Külliyatı-5, s. 415/10130]

Sonuç: Cennet Neşesini Yaşamak

Müslümanlar için dünyada en önemli nimetlerden biri ahirette cenneti kazanmayı umabilmeleridir. Allah dünyayı Müslümanların cennete özlem duyacakları şekilde yaratmıştır. Allah'ın ve ahiretin varlığına iman eden herkes, dünyada var olan nimet ve güzellikler karşısında hep cenneti hatırlar, bu nimetlerin geçici olduğunu bilerek cennetteki asıllarını ister. Nitekim böyle bir kimsenin cennete kavuşma isteği ve bundan duyduğu heyecan, tavırlarından, konuşmalarından, din ahlakını yaşama konusundaki samimi çabasından hissedilecektir.

Müminler cennete kavuşma umudu taşımalarından dolayı sürekli bir imani heyecan içindedirler. Heyecan ve şevklerinin yanı sıra Rabbimiz'in benzersiz nimetlerine mirasçı kılacağı kişilere vaat edilen bir sevinç ve neşe içindedirler.

İmanın kazandırdığı akıl ve vicdanla, cenneti gereği gibi düşünebilen bir kimse, manevi derinliği ölçüsünde de bu nimetin farkında olarak yaşayacaktır. Cennetin önemine, hiçbir şeyle kıyas olmayacak değerine dikkat çekilen hadislerden bazıları şöyledir:

“Cennetten bir kamçılık yer dünya ve içindekilerden hayırlıdır.” [Ramuz el-Ehadis-1, s. 132/9]

“Cennette, yay kadar bir yer, Güneş'in üzerine doğduğu veya battığı şeyden (dünyadan) daha hayırlıdır.” [(Buhari, Müslim, Tirmizi), Kütüb-i Sitte-14, s. 429/2]

Yazı boyunca Kuran ayetlerinden ve hadislerden tariflerle değindiğimiz gibi, cennete ait her şey dünyadakilerle kıyas olmayacak kadar mükemmeldir. Cennetteki bu üstünlük, kusursuzluk insanın dünya hayatı boyunca arayışı içinde olup, yaşayamadığı bir güzelliktir. Dolayısıyla cennete özlem duymak ve ona layık olabilme umudunu hissedebilmek ve Rabbimiz'in cennet vaadinin neşesini yaşamak ayrıca çok büyük bir nimettir.

Cennetteki Sonsuz Mutluluk

Cennetteki Sonsuz MutlulukCennet, Yüce Rabbimiz’den korkup sakınarak, sabırla, hayatı boyunca güzel ahlak gösteren ve yalnızca Allah (cc)'ın rızasını kazanmak için çabalayan salih müminlerin sonsuza kadar yaşayacağı yerdir. Herşeyin tek hakimi Yüce Allah (cc) iman edenleri Kuran’ın pek çok ayetinde cennetle müjdelemektedir.

İman edenler cennette hem bedenen hem de ahlaken Allah (cc)’ın izniyle en mükemmel şekilde olacaktır. Kuran ahlakı orada tam olarak tecelli edecek, gıybet, iftira, yalan, riya, haset, kibir, sadakatsizlik ve kin gibi kötü ahlak özellikleri hiç yaşanmayacaktır. Allah (cc) cennette iman edenlere olağanüstü güzelliklerle dolu bir yaşam ve Kendisi’nden bir mağfiret vaat etmiştir. Rabbimiz'in bu müjdesi Kuran’da şöyle haber verilir:

"Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler. Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları herşey onlarındır. Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır)." (Yasin Suresi, 55-58)

"Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız." (Zuhruf Suresi, 71)

Kuran’da haber verildiği gibi cennet, insanın hayal bile edemeyeceği güzelliklerin ve nefsin arzu ettiği herşeyin mükemmel bir şekilde yaratıldığı, sonsuz esenlik yurdudur. Orada, insan aklının üstünde, muhteşem bir mimari ve teknoloji, kusursuz bir düzen vardır. Kuran ayetlerinde bildirilen cennet tasvirlerini bilip tefekkür etmek, gafletin dağılması ve dünya hırsının yok olması açısından da çok önemlidir. Samimi bir şekilde tefekkür edilmesi, cennetin dünyadaki hiçbir mükemmellikle kıyaslanamayacağını anlamak için yeterlidir. Bunu anlayan kişi, cennet arzusu ve özlemiyle bu sonsuz nimeti hak edebilmek için çaba harcamaya başlayacak, kendisini cennetten uzaklaştıracak ve ebediyen mahrum bırakacak olan gaflet halinden ise bütün gücüyle sakınacaktır.

Huccetül İslam İmam Gazali Hazretleri cennete girmeye hak kazanan seçkin müminlerin yaşantısını ve Yüce Allah (cc)’ın rızasına kavuşmanın iman edenlere yaşattığı sonsuz mutluluğu eserlerinde şöyle anlatmaktadır:

Güvenli bir yerde, bahçelerde ve pınar başlarında, güçlü Hükümdar’ın Katında, cennetlerde ferahlık ve aydınlık içindedirler.

Orada çok keremli Melik’in yüzüne bakar dururlar, nimetin güzelliği yüzlerini pırıl pırıl aydınlatmış, arzuladıklarına sonsuz olarak mazhar olmuşlardır. Kendilerine ne bir toz bulaşır ne de onlar bir zillete uğrarlar. Bilakis şerefli kullardır, Rab’lerinden türlü türlü armağanlara mazhar olurlar, canlarının çektiği nimetler içinde ebedi olarak zevk içinde olurlar. Onlar orada ne korkarlar ne mahzun olurlar...
( İmam Gazali, İhya’u Ulum’id-Din, 4. Cilt, s. 1082)

Yüce Allah (cc)’ın rızasını kazanıp Rabbimiz’in cennetine girmeye hak kazanmış kıymetli peygamberler ve salih müminler arasında olabilmek umudu, iman sahipleri için çok büyük bir şevk kaynağıdır.

Cennetteki Güzel Kokular

Cennetteki Güzel KokularCennetin kokusu beş yüz yıllık yerden duyulur. Cennetin bu kokusunu ahiret ameli ile dünyayı talep eden kimse duyamaz. [Ramuz el-Ehadis-1, s.292/31]

Güzel koku Allah'ın insanlara sunduğu çok büyük bir nimettir. Fakat dünyada en güzel kokunun bile etkisi çok kısa süre devam eder. Koku moleküllerinin havada dağılması ve burnun da bir süre sonra bu kokuya alışması bu nimetten alınan zevki sınırlı hale getirir. Dolayısıyla kokunun güzelliği kadar etkisinin kalıcılığı da önem taşır.

Peygamber Efendimiz (sav) hadislerinde cennetteki kokuların güzelliğine ve etkisine şöyle işaret etmiştir:

Eğer bir huri parmaklarından birini dünyaya gösterse (yer-gök ehli) her can sahibi, onun kokusunu duyardı. [Ramuz el-Ehadis-2, s. 355/4]

Yiyeceklerin lezzetini almamızda kokunun çok büyük payı vardır. Örneğin pişen bir kakaolu kekin cazip bulunmasının sebebi, etrafa yayılan kakao ve vanilya kokusudur. Aynı şekilde ızgarada pişen etten, portakaldan, domatesten, kahveden ya da bir başka yiyecek ve içecekten zevk almamızdaki sebeplerden biri bu yiyecek ve içeceklerdeki kokudur. Koku duyumuz olmasaydı yediklerimizi birbirinden ayırt etmemiz, her birinden ayrı ayrı lezzet almamız da mümkün olmazdı. Bu bakımdan kokunun, lezzete yönelik nimetlerden alınan zevki tamamlayıcı bir yönü vardır.

Ayrıca cennet ortamındaki kokular insanlara zevk veren birer nimet olmaları amacıyla yaratıldıklarından dünyada sıkça muhatap olduğumuz rahatsız edici kokuların hiçbiri orada olmayacaktır. Bu tür kokular insanlara dünyanın eksikliklerini hatırlatan, onların cennet ortamına özlem duymalarına vesile olan dünyaya has kusurlardır. Cennette bu tür eksiklikler ortadan kaldırıldığı gibi insan ruhunun zevk alacağı hoş kokular her yanı kuşatacaktır.

Her tarafından güzel kokular dalgalanmaktadır… [Ramuz el-Ehadis-1, s.170/1]

Cennet Nimetlerini Tefekkür Etmek

Cennet Nimetlerini Tefekkür EtmekCennet, geçici olan dünya hayatında yapılan salih amellerin, Allah (cc)'tan korkmanın, Allah (cc)'ın rızasını kazanmanın karşılığında Rabbimiz'in kullarına olan bir lütfu ve rahmetidir. Allah (cc) Kuran'da bu vaadini insanlara şöyle bildirmektedir:

"İman edip salih amellerde bulunanlar, Biz onları altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetlere sokacağız. Bu, Allah'ın gerçek olan vaadidir. Allah'tan daha doğru sözlü kim vardır?" (Nisa Suresi, 122)

Allah (cc) cennette insanı, sonsuz nimetler içerisinde, en güzel biçimde yeni bir yaratılışla yaratacağını bildirmiştir. Ayrıca, cennet bütün duyuların çok daha keskin olduğu, herşeyden çok fazla zevk alınan bir ortamdır. Dünyada çok kısa süren zevkler orada sonsuzdur. Rabbimiz dünyadaki nimetleri insanlara bir örnek olarak yaratmıştır. Tüm bunların asılları ise cennettedir. Oradaki nimetlere kavuşunca, insan dünyadaki nimetlerle benzerliklerini fark edecektir ama artık bu nimetler çok daha mükemmel ve tükenmez bir haldedir. Bunların yanı sıra, bedensel kusurların hiçbiri cennette yaratılmaz. Çok güzel bir şekilde yaratılmış olan insanın fiziksel yönden eksiklikleri de yoktur. Hastalanmaz, acıkmaz, yorulmaz. Acıktığı ya da vücudunun ihtiyacı olduğu için değil, sadece zevk aldığı için yer. Bu nimetler için çalışması gerekmez. Orada arzuladığı ve aklına hayaline gelmeyecek her tür nimet, muhteşem bir mimari ve teknoloji, mükemmel ve kusursuz bir düzen vardır.

Dünyada eksik olan ve özlemi duyulan bütün hareket ve tavırlar cennette tamdır. Allah (cc)'ın emrettiği güzel ahlak orada tam olarak yaşanır. Gıybet, iftira, çekiştirme, küfür, yalan, riya, haset, kibir, sadakatsizlik ve kin yoktur. Selam, esenlik ve Allah (cc)'ın rızası vardır. Kuran'da cennetin tarif edildiği ayetlerden bazıları şöyledir:

"Gerçek şu ki, bugün cennet halkı, 'sevinç ve mutluluk dolu' bir meşguliyet içindedirler. Kendileri ve eşleri, gölgeliklerde, tahtlar üzerinde yaslanmışlardır. Orada taptaze-meyveler onların ve istek duydukları herşey onlarındır. Çok esirgeyen Rabb'dan onlara bir de sözlü "Selam" (vardır)." (Yasin Suresi, 55-58)

"Onların etrafında altın tepsiler ve testilerle dolaşılır; orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız." (Zuhruf Suresi, 71)

Ayetlerde tarif edildiği gibi cennet, insanın hayal bile edemeyeceği güzelliklerin ve nefsin arzu ettiği herşeyin mükemmel bir şekilde yaratıldığı, sonsuz esenlik yurdudur. Ancak, yine Kuran'da bildirildiği gibi cennet sadece iman edip, salih amellerde bulunanlar için hazırlanmıştır:

"İman edip salih amellerde bulunanlar ve 'Rablerine kalpleri tatmin bulmuş olarak bağlananlar', işte bunlar da cennetin halkıdırlar. Onda süresiz kalacaklardır." (Hud Suresi, 23)

Kuran ayetlerindeki cennet tasvirlerini bilip tefekkür etmek, gafletin dağılması ve dünya hırsının yok olması açısından son derece etkilidir. Samimi bir şekilde yapılacak ciddi bir tefekkür, cennetin dünyadaki hiçbir mükemmellikle kıyaslanamayacağını anlamak için yeterlidir. Bunu anlayan insan, cennet arzusu ve özlemiyle orayı hak edebilmek için daha samimi ve güçlü bir çaba göstermeye başlayacak, kendisini cennetten uzaklaştıracak ve mahrum bırakabilecek her türlü ahlak ve tavırdan bütün gücüyle sakınacaktır.

Rabbimiz, rızasını kazanan kulları için, dünyadaki bu kısa yaşamın ardından, sonsuz ve eşsiz bir hayat yaratmıştır. Dünya hayatındaki bu ömür göz açıp kapayıncaya kadar, hızla tükenip geçmektedir. Bu süre içerisinde sabır gösteren, güzel ahlakta kararlı davranan, Allah (cc)'a samimi bir kul olan kimseler ahirette çok büyük bir mükafatla; sonsuz cennet hayatıyla karşılaşacaklardır. Kuşkusuz bu Rabbimiz'in kullarına olan ihsanının, rahmetinin ve sevgisinin çok önemli bir tecellisidir.

Cennete Yalnızca Salih Müminlerin Gireceğini Sakın Unutmayın

Cennete Yalnızca Salih Müminlerin Gireceğini Sakın UnutmayınAllah'ın cenneti müminler için özel olarak yarattığını,

Tüm yaşamları boyunca Allah'ın rızası için yaşamış olan kamil iman sahiplerine cennetin verileceğini,

Cennet için sevinip müjdeleşmeyi,

Müminlerin cennette ebedi olarak kalacaklarını,

Cennette meleklerin müminleri en güzel şekilde karşılayacaklarını,

Her nereye bakılırsa büyük bir nimet ve büyük bir mülk görüleceğini,

Orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet aldığı herşeyin olduğunu,

Hiç kimsenin hiçbir şeyle zulme uğratılmayacağını,

Rabbimiz'in ödül olarak parıltılı bir aydınlık ve bir sevinç vereceğini,

Göğüslerde kinden yana ne varsa çekilip alınacağını,

Cennet ehline hiçbir yorgunluğun dokunmayacağını,

Müminlere cennette hiçbir korkunun olmadığını ve mahzun olmayacaklarını,

Allah'ın hüznü giderip yok ettiğini,

Cennette yepyeni bir inşa ile yeniden yaratılacağımızı,

Cennette Allah’ın sözlü bir selam olduğunu,

Cennette Allah’tan bir rahmet olarak sürekli bir sağlık, huzur ve güven ortamının hakim olacağını,

Cennette tüm nimetlerin de üzerinde Yüce Allah’ın rızası ve hoşnutluğunun olduğunu......

Cennet, Allah (cc)'ın Adaletinin Bir Tecellisidir

Cennet, Allah (cc)'ın Adaletinin Bir TecellisidirSonsuz kudret ve hakimiyet sahibi olan Rabbimiz bir ayetinde, "O, amel (davranış ve eylem) bakımından hanginizin daha iyi (ve güzel) olacağını denemek için ölümü ve hayatı yarattı..." (Mülk Suresi, 2) buyurarak insanın yaratılışındaki amacı bildirmiştir. Başka bir ayetinde de Yüce Allah (cc) bu amacın bilincinde olmayan, boş ve amaçsız bir hayat yaşama gayesinde olan insanları, "Bizim, sizi boş bir amaç uğruna yarattığımızı ve gerçekten Bize döndürülüp getirilmeyeceğinizi mi sanmıştınız?" (Müminun Suresi, 115) şeklinde sorguladığını haber vermiştir. İnsan dünyada bulunduğu süre boyunca Kuran'a uymakla, her düşüncesinde ve tavrında Allah (cc)'ın rızasını aramakla, vicdanını kullanmakla, güzel ahlakı yaşamakla ve salih amellerde bulunmakla sorumludur.

Bu açık gerçeğe rağmen kimi insanlar kendilerine bu gerçeğin dışında dünyevi birtakım amaçlar edinirler. Oysa insanın yaptığı herşey, söylediği her söz, hatta aklından geçen tüm düşünceler, ahirette karşısına çıkmak üzere amel defterine yazılmaktadır. Allah (cc)'ın Kuran'da, "... Yaptıklarınızdan muhakkak sorumlu tutulacaksınız" (Nahl Suresi, 93) ve "Yapmakta oldukları dolayısıyla her biri için dereceler vardır..." (Enam Suresi, 132) ayetleriyle bildirdiği gibi, insanlar her yaptıklarının karşılığını mutlaka ahirette alacaklardır. Bu gerçek bir hadiste şöyle haber verilmiştir:

Pişman olan kimse, Allah'ın rahmetini gözler. Kendini beğenen de Allah'ın gazabını bekler. Herkes Allah'ın huzuruna, ölümünden önce yaptığı amel ile gelir. Ve muhakkak ki amellerin sahipleri hatimelerine (son hallerine, son sözlerine) göre hüküm giyerler... Kim zerre kadar hayır yaparsa onu görür. Kim de zerre kadar şer yaparsa onu görür. [Ramuz el-Ehadis-1, s. 237/15]

Kuran'da bu gerçeğin bildirildiği ayetlerden biri şöyledir:

Her bir nefsin hayırdan yaptıklarını hazır bulduğu ve her ne kötülük işlediyse onunla kendisi arasında uzak bir mesafe olmasını istediği o günü (düşünün)... (Al-i İmran Suresi, 30)

Allah (cc) yerde ve gökte olup biten herşeyi görür, her konuşmayı, fısıltıyı duyar ve bütün insanların yaptıklarından haberdardır. Hiçbir şey O'ndan gizli kalmaz. Allah (cc)'ın bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu, her konuşmamızı, içimizden geçen herşeyi bildiğini, baktığımız, gördüğümüz herşeyi Allah (cc)'ın her an her açıdan gördüğünü iyi kavramak gerekir. Çünkü Allah (cc) ahiret günü insanların "hiç hesaba katmadıkları şeyleri" (Zümer Suresi, 47) de açığa çıkaracaktır. İnsanların kalabalıkta ya da yalnızken yaptıkları herşeyin, ağızlarından çıkan her sözün, zihinlerinden geçen her düşüncenin, belki de içlerinde gizli kalacağını sandıkları herşeyin ahirette bir karşılığı vardır. Bu, Allah (cc)'ın sonsuz adaletinin bir tecellisidir. Bu gerçek bir ayette şöyle bildirilmiştir:

Her biri için yaptıklarınızdan dolayı dereceler vardır; öyle ki amelleri kendilerine eksiksizce ödensin ve onlar zulme de uğratılmazlar. (Ahkaf Suresi, 19)

Allah'ın Cennetteki Eşsiz Sanatı

“...Orada nefislerin arzu ettiği ve gözlerin lezzet (zevk) aldığı herşey var. Ve siz orada süresiz kalacaksınız”. (Zuhruf Suresi, 71)

Hayatta en fazla neyi istersiniz? Güzel bir ev, gösterişli elbiseler, zenginlik, bolluk, ihtişam... Peki size, dilediğiniz herşeyin anında ve sonsuza kadar sağlanacağı bir mekanın varlığı haber verilse, bunu nasıl karşılardınız? Elbette, büyük bir heyecana kapılır ve hemen bu kusursuz mekanı görmek isterdiniz. Böyle bir mekanda yaşamaya kuşkusuz hiçbir insanın, hiçbir şekilde itirazı olmazdı.

Şimdi bir düşünün. Şimdiye kadar size, güzelliklerin ayaklarınızın altına serileceği, sayısız nimet ve bollukla karşılaşacağınız bir mekanın varlığından hiç bahsedilmedi mi? Kuşkusuz ki bahsedildi. Aslında tüm insanlara her istediklerini hazır bulacakları bir yaşamın, "cennet yaşamının" varlığı mutlaka haber verilmiştir. Yeryüzündeki her insan, ölümünden sonra ahiret yaşamında sonsuz bir cennetin var olduğu bilgisine sahiptir. Cennete girmeye layık görülen her insan, nefsinin istediği herşeyi hazır bulacağı, mükafat ve nimetlerle karşılanacağı, sonsuza kadar güzellikle muhatap olacağı eşsiz bir mekanda nimetler, ssyaşayacaktır. Dünyada yaşadığı sınırlı süre ise, bu güzelliklere kavuşabilmesi için kendisine verilmiş bir fırsattır. Allah, dünya hayatındaki imtihanın gereklerini yerine getiren salih kullarına, bu güzel yurdu vaat etmiştir.

O halde insanları, cennet müjdesiyle sevince kapılmaktan alıkoyan, cennete özlem duymalarını ve ona kavuşmak için çaba harcamalarını engelleyen sebep ne olabilir? İnsanlar, acaba neden kendilerine karşılıksız nimetler ve güzellikler verileceğini bile bile, cennet için bir hazırlık yapmazlar? Kuşkusuz bunun en önemli nedeni, insanların bir kısmının cennetin varlığına kesin olarak inanmamaları, bir kısmının da bundan büyük bir şüphe içinde olmalarıdır. İnsanların inançsız veya şüpheci olmalarının kuşkusuz çeşitli sebepleri olabilir.
Ancak burada asıl üzerinde durulması gereken, bu şüphenin kimi zaman bilgi eksikliğinden kaynaklanmasıdır.

Bu bilgi eksikliğinin giderilmesi için başvurulacak kaynak ise Kuran'ı Kerim ve Peygamber Efendimiz (sav)'in sünnetidir. Allah, Kuran'da insanlara eşsiz ve sınırsız güzellikleri ile muhteşem bir cennet yaşamı tarif etmiştir. Bu güzelliklerin sınırını bilmeyen, tarif edilen detayların farkında olmayan bir kimsenin, cenneti ve oradaki yaşamı gözünde canlandırması zor olabilir. Ancak Allah'ın vaadi şüphesiz ki gerçekleşmesi kuşku götürmeyen, en kesin sözdür. Böylece kesin bir bilgiyle inananlar, bu vaadin gerçekleşeceğinden asla kuşkuya kapılmaz ve mümin olarak canlarını teslim ettikleri takdirde günahlarının bağışlanarak cennete kabul edileceklerini umarlar. Bir ayette Rabbimiz şöyle buyurur:

“Adn cennetleri (onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vaadetmiştir. Şüphesiz O'nun vaadi yerine gelecektir.” (Meryem Suresi, 61)

Cennet Nasıl Bir Mekandır?

Cennet sonsuz bir hayatın sürüleceği, Allah'ın iman etmiş salih kullarına mükafat olarak hazırlamış olduğu muhteşem bir mekandır. Kuran'da Rabbimiz cenneti tasvir ederken içinde yaşanılacak evlerden, yenilecek yemeklerden, içeceklerden, cennet ehlinin giyimlerinden, ayrıca insanların bildiği ve bilmediği nimetlerden bilgi verir. Aynı dünya hayatında olduğu gibi cennette de devam eden, "yaşanılan" bir hayat olabilir. Elbette ki bu hayat dünya ile kıyas yapılamayacak kadar mükemmeldir, ancak genel anlamda birbirine benzerlik göstermektedir. Bu nedenle de iman edenler dünya hayatından ahiret hayatına geçtiklerinde, herhangi bir şaşırma, yadırgama, bir uyum zorluğu ile karşılaşmayacaklardır. (En doğrusunu Allah bilir)

Bir hadiste Peygamberimiz (sav), Allah'ın salih kulları için ahirette "hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın duymadığı ve hiçbir beşerin kalbine gelmeyen birtakım nimetler" olacağından bahsetmiştir. [Ölüm-Kıyamet-Ahiret ve Ahirzaman Alametleri, s. 306/497]

Cennetteki Doğal Güzellikler

Doğal güzellikler ve yeşillikler cennetin mükemmel nimetlerindendir. Köşklerin ve gölgeliklerin bahçelerin içinde, pınarların yanıbaşında kurulmuş olması da ayrı bir güzelliktir. Cennet Kuran'da Allah'ın, "...ne (yakıcı) bir güneş, ve ne de dondurucu bir soğuk..." (İnsan Suresi, 13) şeklinde tarif ettiği, insana hiçbir rahatsızlık vermeyen, hoş bir iklime sahiptir. İnsanı bunaltan, terleten sıcaklar ya da titreten, donduran soğuklar orada yoktur. Allah müminleri cennette "...ne sıcak-ne soğuk, tam kararında bir gölgeliğe..." (Nisa Suresi, 57) sokacaktır. "Tam kararında" ifadesi, bu ayette iklimin tam insanın isteyeceği ve rahat edeceği gibi olduğunu bildirmekle beraber, aslında cennetteki bütün ortam ve şartların, insan ruhunun gerçek anlamda doyum sağlayacağı, rahat edeceği biçimde hazırlandığına işaret etmektedir.

Allah'ın cennet ayetlerinde en çok bahsettiği doğal güzelliklerden biri de, "Durmaksızın akan su(lar)"dır. (Vakıa Suresi, 31) Dünya hayatından da gözlemlediğimiz gibi insan ruhu sudan, özellikle de akan sulardan büyük zevk alır. (Harun Yahya, Müminlerin Asıl Yurdu: Cennet )

Akan suyun görüntüsü, çıkardığı ses insanın kalbine huzur ve ferahlık verir. Yükseklerden dökülen suların görüntüsü, ve gür sesi ruhtaki heybet ve ihtişam hislerini canlandırır. İnsanın Allah'a şükretmesine ve O'nun adını yüceltmesine vesile olur. Sürekli akan bir su, sonsuzluk ve tükenmeyen bir bolluk göstergesidir.

Cennete has bir başka doğal güzellik ise ayette sözü geçen bahçelerdir. Şura Suresi'nin 22. ayetinde bahsedilen "cennet bahçeleri" sadece müminler için hazırlanmıştır. Bahçelerin özelliği, birçok doğal güzelliği uyum içinde barındırıyor olmasıdır. Bu bahçelerde dünyanın çeşitli bölgelerinde yetişen en narin ve en güzel kokulu bitkilerin benzerleri ve bunlar gibi sonsuz çeşidi yetişmekte, insanın bildiği ve de bilmediği birçok hayvan birarada yaşamaktadır.

Cennette Müminlerin Yaşadıkları Yerler

Cennette müminlerin yaşadıkları güzel meskenler, evler, köşkler tasvir edilen doğal güzelliklerin içinde kurulmuş olabileceği gibi, bunların son derece modern, üstün bir teknolojiye ve estetik mimariye sahip şehirlerde inşa edilmiş olması da mümkündür.

Kuran'da sözü geçen evler, genellikle doğal güzelliklerin içine inşa edilmiştir. Bunu bildiren bir ayet şöyledir: “Ancak Rablerinden korkup-sakınanlar ise, onlara yüksek köşkler vardır, onların üstünde de yüksek köşkler bina edilmiştir. Onların altında ırmaklar akmaktadır. (Bu), Allah'ın va'didir. Allah va'dinden dönmez.” (Zümer Suresi, 20)

Köşklerin yükseklerde olması karşılarındaki ve aşağılarındaki manzara seyredilirken, görüntüye çok sayıda detay girmesini sağlar. Böylece birçok güzelliği aynı anda algılama imkanı doğar. Yükseklik değiştikçe görüntünün güzelliği de değişir. Her metre farkta görünen güzelliklerin boyutu bir öncekiyle aynı olmayacaktır. Cennette bazı köşkler daha yüksekte, bazıları daha alçakta olabilir, böylece her birinin manzarasının ve dolayısıyla buralardan alınacak zevklerin farklı olması mümkün olacaktır.

Bir Nimet ve Büyük Bir Mülk

Cennet öyle bir mekandır ki, Kuran'daki tarifiyle "her nereye baksan, bir nimet ve büyük bir mülk görürsün" (İnsan Suresi, 20). Burada her bir ayrıntıda çok büyük güzellikler, nimetler vardır. Her yer ve her köşe Allah'ın eşsiz ilmi sayesinde sayısız nimetlerle donatılmıştır. Allah'ın rahmet edip bağışladığı ve cennetine soktuğu müminlere has kılınmış olarak... Allah ayetlerde cennetteki müminlerin durumlarını şöyle tarif eder:

"Onların göğüslerinde kinden (ne varsa tümünü) sıyırıp-çekmiştir, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar." (Hicr Suresi, 47)

“Adn cennetleri(onlarındır) ki, Rahman (olan Allah, onu) Kendi kullarına gaybtan vadetmiştir.Şüphesiz O'nun vaadi yerine gelecektir.” (Meryem Suresi, 61)

Allah'ın Cennet Ehli için Hazırladığı Nimetler

Yüce Allah Kuran’da bildirdiği cenneti tarif eden ayetlerle, insanlara dünyadakilerle kıyaslanmayacak bir nimet ufku açmaktadır. “Orada diledikleri herşey onlarındır; Katımızda daha fazlası da var.” (Kaf Suresi, 35) ayetiyle cennetteki bu nimet genişliği haber verilmektedir.

Sayın Adnan Oktar, “Müminlerin Asıl Yurdu: Cennet” ve “Resulullah (sav)’ın Dilinden Cennet” kitaplarında ve çeşitli makalelerinde, Kuran-ı Kerim ayetleri ve Peygamber Efendimiz (sav)’in hadisleri ışığında Rabbimiz’in cennetteki bu nimet genişliğiyle ilgili detaylı bilgiler aktarmaktadır. Röportajlarında da cennet tasvirleri yapan Sayın Adnan Oktar, bu tasvirleriyle Allah’ın izniyle müminlerin şevklenmesine vesile olmaktadır.

Allah insanları herşeyin en güzelinden, en mükemmelinden zevk alacak ve bunlara karşı büyük bir özlem duyacak bir ruh ile yaratmıştır. Bu nedenle insan, hayatı idrak etmeye başladığı andan itibaren bu mükemmelliğe ulaşabilmek için, içinde sürekli olarak büyük bir istek duyar. Daima bir güzellik ve nimet arayışı içerisinde olur. Ancak buna ne kadar çok istek duyarsa duysun ve bunun için ne kadar çok çaba harcarsa harcasın, dünya hayatında hiçbir zaman aradığı mükemmellikle karşılaşamaz. Çünkü Allah dünya hayatını özel olarak kusurlu ve eksik olarak yaratmıştır.

Elbette Allah’ın bu yaratışında pek çok hikmet vardır. Çünkü “O Allah ki, yaratandır, (en güzel bir biçimde) kusursuzca var edendir, ‘şekil ve suret’ verendir. En güzel isimler O’nundur. Göklerde ve yerde olanların tümü O’nu tesbih etmektedir. O, Aziz, Hakimdir.” (Haşr Suresi, 24) ayetiyle bildirildiği gibi, Allah’ın yaratışı kusursuzdur. Rabbimiz herşeye güç yetiren, dilediğini yaratmaya kadir olandır. Dolayısıyla dünya hayatındaki bütün eksikliklerin bir amacı vardır. Rabbimiz’in bu yaratışının hikmetlerinden biri, insanın cennetin varlığını kavramasına ve bunun için samimi bir gayret harcamasına yöneliktir.

Allah insanın fıtratını ancak cennette rahat edebileceği ve nefsinin isteklerini ancak burada karşılayabileceği şekilde yaratmıştır. Kuran’ın pek çok ayetinde bu gerçek bildirilmiştir. Bu nedenle insan asıl hayatını cennette yaşayacağını, dolayısıyla da tüm çabasının sonsuz güzellikler yurdu olan cennete yönelik olması gerektiğini asla unutmamalıdır. Bu konudaki Kuran ayetlerinden bazıları şöyledir:

“Bu dünya hayatı, yalnızca bir oyun ve ‘(eğlence türünden) tutkulu bir oyalanmadır’. Gerçekten ahiret yurdu ise, asıl hayat odur. Bir bilselerdi.” (Ankebut Suresi, 64)

“Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır.” (Al-i İmran Suresi, 133)

Sayın Adnan Oktar’ın Cennet Tasvirleri

“Cennette Allah’a VE O’nun Tecellisine Aşık Olacağız”

“Cennet güzellikler yurdudur. Cennetin her yeri güzel. Pınarları, bahçeleri, yastıkları, Allah yastıklarının bile işlemeli olduğunu söylüyor cennetin. Yatakları atlastandır. Her yeri birbirinden güzeldir cennetin. Biz güzelliğe, Allah’ın güzelliklerine, tecellisine âşık olacağız. Allah’a âşık olacağız.” (Adnan Oktar’ın Kanal Malatya’daki Canlı Röportajı, 07 Ocak 2009)

“Cennette Zıtlıklar Yoktur, Herşey Pozitiftir”

“Cennette keyif için oturursun. Yani keyif için yersin, zevkine yersin. Dünyada ise bir acıdan kurtulmak içindir; hatta insanlar bir acıdan kurtulmak için su içerler. Orada keyfe içersin, zevk için içersin. Yani, bir acıdan kurtulmak için değildir. Mesela, burada bir soğutucu kullanıyoruz, soğutucu aletler kullanıyoruz. Niye, sıcaktan rahatsız olduğumuz için; orada sıcaktan rahatsız olma konusu yok, yani, acı yoktur. Dünyada pozitifler ve negatifler vardır, zıtlar vardır. Cennette yoktur. Yani her şey tek yönlü pozitiftir. Burada her şeyin istisnasız zıttı vardır. İyi-kötü, güzel-çirkin, kirli-temiz değil mi, sürekli zıtlık vardır. Orada, cennette öyle bir şey yoktur.” (Adnan Oktar’ın Kon TV’deki Canlı Röportajı, 8 Şubat 2009)

“Cennette Yeni Renkler, Yeni Sesler, Yeni Tatlar Vardır”

“Cennette yeni renkler var, yeni sesler vardır, yeni notalar vardır, yeni zevkler vardır. Çok şaşıracaklar inşaAllah. Çok hoşlarına gidecek insanların, bir de renkleri algıları daha değişik olacaktır; yeni tatlar tadacaklar. Hiç bilmedikleri yeni tatlar tadacaklardır inşaAllah.” (Adnan Oktar’ın Kaçkar TV’deki Canlı Röportajı, 19 Şubat 2009))

“CENNET HURİLERİ, GILMANLARI VE VİLDANLARI MÜMİNLERE HİZMET EDERLER”

“Cennet hurileri vardır. Vildanlar vardır, gılmanlar vardır. Oranın süsü ve güzelliğidir onlar. Yani genç güzel bayanlar (huriler) (Tur Suresi, 20, Duhan Suresi, 54) güzel küçük çocuklar, genç güzel delikanlılar (gılmanlar ve vildanlar) (Tur Suresi, 24, Vakıa Suresi, 17, İnsan Suresi, 19) … Bunlar Müslümanlara hizmet ediyorlar. Hepsi Allah’ın yarattığı özel varlıklar… Ama aynı insan, yani Allah’ı anmaları, üslubuyla, konuşmasıyla böyle mübarek muhterem varlıklar.” (Adnan Oktar’ın Çay TV’deki Canlı Röportajı, 25 Şubat 2009)

“Cennet Ehli Peygamberlerle Sohbet Eder”

“Cennetin bir güzelliği de budur, yani karşılıklı sohbetler… Peygamberler neler yaptı? Mesela her peygambere ayrı ayrı soracağız. Hz. Musa nasıl yaptı, neler yaptı, onun sahnelerini göreceğiz.” (Adnan Oktar’ın Çay TV’deki Canlı Röportajı, 25 Şubat 2009)

“Müminin Dünyada Zevk Aldığı Herşey Cennette De Yaratılacak”

“Burada dünyada sevdiği hayvanları varsa, hoşlandığı şeyler varsa onlar orada yeniden canlanıyorlar. Onları sevecek, onlarla beraber olacak. Ama hoşuna giden ne varsa… Mesela teknik alet, edevat onlardan hoşlanıyorsa onlar yaratılacak. Arabadan hoşlanıyorsa araba… Uçaktan hoşlanıyorsa uçak…” (Adnan Oktar’ın Çay TV’deki Canlı Röportajı, 25 Şubat 2009)

“Ahiret Cennet Ehli İçin Sevgi Yurdu”

“Ahiret cennet ehli için çok şahane, güzel sevgi yurdu. Doya doya sevgiyi yaşayacağımız, muhabbeti yaşayacağımız bir yer.” (Adnan Oktar’ın Kon TV’deki Canlı Röportajı, 8 Şubat 2009)

“Müminler Cennet Nimetlerden Sınırsız Yararlanabilirler”

“Mesela burada yemek yiyoruz, hemen doyuyoruz. İki tabakla falan… Orada öyle yok. İstediğin kadar yersin. Yine yersin, yine yersin, meyveleri istediğin kadar yersin. Burada 2-3 meyve yersen doyuyorsun. Orada öyle yok, kilo da almazsın. Kolesterol konusu da yok. Hiçbir şey yok, uykun gelmez, yorulmazsın.” (Adnan Oktar’ın Kon TV’deki Canlı Röportajı, 8 Şubat 2009)

“Cennette Müminler İçin Tüm Nimetlerin Gerçeği Yaratılır”

ADNAN OKTAR:
... Suları güzeldir her şeyi mis gibi kokar. Mesela koku dalgaları gelir. Mesela bir gün gül, bir gün karanfil kokusu gibi… Ama çok daha mükemmel olacaktır. Mesela insanlar çilek yerken bile çileğe pudra şekeri koyar biliyorsunuz.

MUHABİR: Evet.

ADNAN OKTAR: O onun eksikliğidir. İşte demek ki insanların kafasında gerçek bir çilek kavramı var. Mesela hiç normal portakal bulamaz insanlar. Çok nadir bulurlar, ama onda da yine bir eksiklik bulurlar genelde. İşte gerçek portakalı orada bulacaklar. Mesela karpuzun gerçeğini bulamazlar. Gider böyle iki saat uğraşırlar değil mi insanlar? Orada gerçeğini görecekler, inşaAllah. (Adnan Oktar’ın Çay TV’deki Canlı Röportajı, 25 Şubat 2009)

“Müminler Cennette Akıllarından Geçen Herşeye Kavuşur”

“İnsanların hoşuna giden küçük ırmaklar olacaktır, su arkları olacaktır. Çok güzel evler olacak. Ama aşırı derecede güzel evler, aşırı derecede güzel kıyafetler olacak. Aşırı güzel yiyecekler olacak ve her türlü teknik alet yani bizim bildiğimiz her şeye, aklımızdan geçen her şeye kavuşma imkanımız vardır. Çünkü Kuran’da bu açıkça bildiriliyor. “… Her diledikleri şey” diyor Allah. (Nahl Suresi, 31) Yani bizim hayal etmemiz yeterli olacaktır.” (Adnan Oktar’ın Kaçkar TV’deki Canlı Röportajı, 12 Şubat 2009)

“Cennet Ehlinde Kusur Ve Acz Alameti Olmayacak”

“Cennet kadınları da nefes kesecek şekilde güzeldir. Hiçbir abartı, hiçbir şey, gariplik yoktur yani kusursuz güzeldirler. Ve insanın aczine ait hiçbir şey yoktur. İnsana ait aczler kasten verilir dünyada. Vücudunda, kadınlarda ve erkeklerde hiçbir şekilde bir kusur, eksiklik ve acz alameti olmayacak ve sonsuza kadar bu böyledir.” (Adnan Oktar’ın Ekin TV’deki Canlı Röportajı, 26 Ocak 2009)

“Cennette Kirlenme, Tozlanma Yoktur”

“Mesela toz yoktur cennette, kirlenme olmaz. Toz mucizedir. Tozun her bir tanesi bile mucizedir. Özel yaratılır. Eşya özel olarak eskitilir. İnsan yaşlanır. Mesela cennette yaşlanma yoktur. O da mucizedir. Mesela kirlenme yoktur. İnsan bir kere temiz olarak cennete girecektir. Temiz olacaktır ve sonsuza kadar bir daha kirlenmez. Yani vücudunda hiçbir salgı oluşmaz. Vücutta yani gözyaşı salgısı dâhil hiçbir salgı oluşmaz. Sonsuza kadar bu böyledir. Mesela insan bu dünyada biliyorsunuz vücut son derece acz içindedir. Tepeden tırnağa insanın aczini herkes bilir. Bu aczin hiçbiri yoktur cennette. Acz, özel olarak yaratılmıştır dünyaya bağlanmamamız için. Dünya sevgisinin olmaması için özel yaratılmıştır. Cennette gerekçesi kalktığı için sebepleri kalktığı için aczin tamamı kaldırılıyor. Üzücü hiçbir olay olması mümkün değildir cennette. Çünkü sadece müminler ve sadece Allah’ın dedikleri vardır.” (Adnan Oktar’ın Tempo TV’deki Canlı Röportajı, 28 Ocak 2009)

“Cennette Allah'tan Bir Rahmet Olarak Bıkma Ve Yorulma Yoktur”

Sayın Adnan Oktar, 9 Mart 2009 tarihinde Ekin TV’de canlı olarak yayınlanan röportajında, Kuran’dan bir sayfa açarak sayfada yer alan Fatır Suresi 32, 33, 34 ve 35. ayetleri okumuş ve ayetlerdeki ifadelerle ilgili şunları söylemiştir: (Yazıdaki italik ifadeler, Sayın Adnan Oktar’ın ayetler hakkındaki izahlarıdır.)

“Ya Allah Bismillah diyelim de Cenab-ı Allah’ın Kuran’ına bakalım inşaAllah. Bakın, şeytandan Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla, “Sonra Kitabı kullarımızdan seçtiklerimize miras kıldık. Artık onlardan kimi kendi nefsine zulmeder. Kimi orta bir yoldadır. Kimi de Allah’ın izniyle hayırlarda yarışır.” Takvalıkta öne geçmeye çalışır, öne geçer. “İşte büyük fazlın ta kendisidir. Adn cennetleri onlarındır. Oraya girerler. Orada altından bileziklerle ve incilerle süslenirler.” Ölümün sonucu budur işte. “Oraya girerler. Orada altın bileziklerle süslenirler”, ki gerçek altındır, cennet altını ayrıdır, “incilerle süslenirler ve orada onların elbiseleri ipektendir.” Yani muhteşemdir diyor kıyafetleri. “Derler ki bizden hüznü giderip yok eden Allah’a hamd olsun.” Dünyada hüzün çoktur. İnsanlar çok her şeye üzülürler. Birçok insan bundan kurtulamaz.

“Bizden hüznü giderip yok eden Allah’a hamd olsun” çünkü çok büyük bir nimet cennet, tabii ölümünden sonra böyle bir nimete kavuşuyor müminler. “Şüphehiz Rabbimiz gerçekten bağışlayandır. Şükrü kabul edendir.” “Ki O bizi Kendi fazlından ebedi olarak kalınacak bir yurda yerleştirdi.” Cennete yerleştirdi. “Orada bize bir yorgunluk dokunmaz.” Mesela insanlar gece oldu mu hemen uykuları geliyor. Burada yorgunluk dokunmaz diyor. “Burada bize bir bıkkınlık da dokunmaz.” (Fatır Suresi, 32-35) Cennette insanlar diyorlar ya, “bıkar mıyız” diyorlar. “Bıkkınlık da yok diyor” Allah. Allah o gücü de yok etmiş. Ne yorulma var. Ne bıkma var. O kadar güzellikten, Allah sevgisinden bıkılır mı zaten? Rahman’ın muhabbetinden, Allah aşkından bıkılır mı? İçtikçe içilecek aşk şerbeti o. Aşktır o inşaAllah.”
(Sayın Adnan Oktar’ın Ekin TV’deki Canlı Röportajı, 9 Mart 2009)

Cennette Yaratılan Diğer Güzelliklerden Bazıları

Mesela kaftanlar, kıyafetler, bütün elbiseler, çok kapsamlı süslenmiştir. Bu dünyada da öyle süslü yaratılır. Mesela elbiseler de bizim beynimizde yaratılıyor. Allah yaratıyor. Fakat süsü azdır. Yani dünyada kaliteli, güzel bir kıyafet gören insan hiç olmamıştır. Yani o anlamda, teknik anlamda mükemmel hiçbir zaman olmaz.

MUHABİR: Eskimeyen bir kıyafet yok.

ADNAN OKTAR: Hiç yoktur evet. Ancak cennette bu mümkündür. Cennette sonsuza kadar eskimez. Ama sürekli değişir. Sürekli koku rüzgarları oluşacaktır cennette. Mesela gül kokusu gibi, karanfil kokusu gibi, menekşe kokusu gibi ama sürekli değişik. Rüzgar halinde cennet sokakları o şekilde kokacaktır. Ama bu dünyada Allah bunu ancak parfümde yaratıyor, ancak çiçekte yaratıyor yani bir imtihan ortamı olduğu için dar yerlerde yaratıyor Allah. Cennette geniş alanlarda yaratacak. Parfüm şişesinde yaratılan bir kokunun daha mükemmeli cennet sokaklarında, cennet caddelerinde hakim olacaktır. Cennet sürekli aydınlıktır, cehennem de sürekli karanlıktır özellik olarak. Cennette hiç uyku gelmez insana. Açlık hissi gelmez. Üşüme hissi gelmez. Sıcaklık hissi gelmez. Böyle özellikleri vardır. Yorgunluk hissi gelmez. Hiçbir şekilde yorulmaz, uyku basmaz. (Adnan Oktar’ın Tempo TV’deki Canlı Röportajı 20 Ocak 2009)

Cennette çok abartılı şekilde güzel, çok fazla ev var. Cennet ırmakları var. Cennet yeşillikleri var, cennetin tamamı yeşildir. Yeşil renk hakimdir, cennetin oraya has özel bir cennetin yeşili vardır. Üst kıyafeti olarak o giyilir. Yani özel süslenmiştir ama dünyadaki süs tarzında değil, çok abartılı şekilde süslüdür. (Adnan Oktar’ın Ekin TV’deki Canlı Röportajı, 26 Ocak 2009)

En çok hoşlanılan şeyler tabi peygamberlerle yapılan sohbetlerdir. Cennette yapılan gezintilerdir. Cennette çok fazla ırmak vardır. Küçük ırmaklar… “Altlarından ırmaklar akar diye bildirilir” (Nisa Suresi, 57) ayette. İnsanlar suyu çok sevdikleri için biliyorsunuz denizi, ırmağı ve gölü severler. Cennette her yerde böyle ırmaklar vardır. Su vardır. Mesela akan pınarlar vardır, insanların hoşuna gittiği içindir bu, nimet çeşmeleri vardır. (Adnan Oktar’ın Tempo TV’deki Canlı Röportajı, 28 Ocak 2009)

…”Bugün sizin müjdeniz, içinde ebedi kalıcılar (olduğunuz), altından ırmaklar akan cennetlerdir.” İşte ‘büyük kurtuluş ve mutluluk’ budur. (Hadid Suresi, 12)

Böylelikle Allah, dediklerine karşılık olarak içinde ebedi kalacakları,altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyilik yapanların karşılığıdır. (Maide Suresi, 85)